Azerbaycan’dan ülkemize dönerken düşen C130 tipi uçakta bulunan stratejik önemde kıymetli askeri personelimizin şehit olması henüz hafızalarımızda tazeliğini korumaktadır.
Uçağın düşüş nedeni büyük ihtimalle açıklanacak olan gerekçe ile uyuşmayacaktır. Ama hiçbir zaman açıklanan/açıklanacak gerekçenin gerçeği ifade edip etmediğini öğrenme imkanımız da olmayacaktır.
Zira Türk Hava Kuvvetleri için yüksek derecede stratejik öneme sahip kadronun bir o kadar risk içeren bir yolculuğa tabi tutulmasını henüz anlamlandırabilmiş değiliz.
İşin bu kısmı, orduyu ve devleti yönetenlerin, onlara bağlı kurumların inisiyatifindedir, önüyle arkasıyla olayı açıklığa kavuşturup, gereğini yerine getireceklerdir.
Rahmet olsun, ruhları şad olsun…
Vatan sağ olsun diyemiyorum, çünkü çok uzun zamandır evlatlarını yaşatmakla mükellef vatanımız, evlatlarının ölümü pahasına yaşamaktadır!!!
---
Bir üniversitemiz, uçak düşmesiyle şehit olan vatan evlatları için mevlid-i şerif okutup dua etmişler.
Haberi ilk okuduğumda, “Şaka” dedim. Kesinlikle “ağamız bizimle eğleniyor” olmalıydı.
Biz, biliriz ki, bu ülkede duacı bir kurum varsa o da Diyanet ve illerdeki uzantısı müftülüklerdir. Dua etmek onların işi. Filistin’e, Gazze’ye, Arakan’a, Somali’ye dua ederler. Türkistan için henüz bir dua duymamışsa da kulaklarım olsun, dua onların işidir.
“Allahım, İsrail’i kahr-ü perişan eyle.” gibi eylemden yoksun, fikir, bilgi, teknoloji gerektirmeyen işi Allah’a havale eden cümleler oradan yükselir ve böyle de olmalıdır. Neticede onlar olmasa ne dinimizi öğrenebilir ne Tanrıyla bağ kurabilir ne de düşmanlara karşı nasıl mücadele edebileceğimizi öğrenirdik.
Dua ve işi Allah’a havale etmek işi onlarda ise üniversitenin yaptığı nedir?
Üniversite tanımının ve görev alanının dışına çıkarak, Rol Çalmaktır!
Ülkenin ihtiyaç duyduğu bilgiyi, teknolojiyi üreterek; C130 gibi bir uçağı, bu uçağın elektronik, motor gibi aksamlarını başka ülkelerden almak mecburiyetinden ülkeyi kurtaracak icatları yapmakla mükellef olan kurumun, duacılık yapmaya soyunması başka bir ifade ile anlam bulamaz.
Şehitlerimizin hatırasını yaşatmak ve vefa; onların adlarını bir duada anmakla değil her bir vatan evladının adlarının verileceği savunma araçlarını bu ülkeye kazandıracak know-how’ı üretmekle olur.
Benim gibi birçok insanın milli bilinci; mevlid-i şerifle değil, bir daha kimsenin Türkiye’ye art niyet besleyemeyeceği caydırıcılığı oluşturacak disiplinle, kararlılıkla, ar-ge çalışmaları yaparak her yeni günde bir üretimle bu ülkenin ferdi olmaktan gurur duymayı sağlayacak sistemin inşaı ile olur.
Herkes asli işine odaklanmalı, işini zamanında ve doğru yapmalıdır.
Rol karmaşasına, başkalarından rol çalmaya ve bu kargaşa içerisinde anlamını yitirme gibi lükslere bu ülkenin sabrı da zamanı da yoktur.
Duaya karşı olduğumuz anlamını çıkarıp, şehitlere mevlit okunmasından rahatsız olmuşuz gibi bir akıl tutulmasına girmeyiniz sayın okuyucu.
Buradaki sorgulama; üniversitenin anlamına ve varlık nedenine dairdir. İşgal ettiği alana ve sorumluluklarına dairdir. Hatta uzunca zamandır Türkiye’deki birçok üniversitenin yörüngesini kaybetmiş olarak anlamsız bir boşlukta yol alışına dairdir.
Rahmetli John Dewey şöyle tarif eder eğitimi “Toplumun devamı için ihtiyaç duyulan bireylerin yetiştirilmesi faaliyetidir.” Bu tanımdan yola çıkarsak eğitim kurumlarının birinci ve temel vazifesi; bir toplumun sağlıklı, güvenli, müreffeh yarınlarını kurmak ve sorunları çözmek üzere ihtiyaç duyulan niteliklerle donatılmış bireylerin yetiştirilmesi faaliyetini yürütmektir. İtirazımız bunadır. Bilgi, nitelik, analitik düşünce, sorun çözme yeteneği gibi temel vasıflara odaklanması ve sistemini ihtiyaç duyulan insan tipini çıkaracak şekilde revize edip geliştirmesi gereken kurumların asli vazifesinin dışına çıkarak; ihtiyacı doğru karşılayamadıkları için düşen uçağın sorumluluğundan hicap duymak ve gereğini yapmak yerine, topu taca atmasınadır. Somuttan yani bilimden uzaklaşarak, soyuta yani teolojiye kaymasınadır, itirazımız.
Dualarınızı, hatıralarını yaşatmayı ve milli bilinç oluşturmayı; ürettiğiniz bilimle, teknolojiyle desteklediğinizde, milli savunma ve sanayii ithal ürünlerden kurtaracak çözümlerle buluşturduğunuzda, işinizi layıkıyla yapmış olmanın huzuru ile okutacağınız mevlid-i şeriflerde buluşmak ümidiyle…
Yorumlar