Advert
Advert

BİR İNSAN DOĞASI: AYRILIK

Yayınlanma Tarihi : Google News
author

Kemal Afşin Ekinci

Konu bakımından insanın hayatında en çok etki bırakan bir terimdir “ayrılık.” Ayrılık türkülerini dinleriz. Ayrılık acısına yazılan şiirler duyarız. Ayrılığın ızdırabını anlatan hikâyeler, destanlar ve efsaneler duyarız. Arkadaşlarımızın ayrılık acılarına şahit olur, onlarla dertleşiriz. Hep can acıtıcı olaylar silsilesi olarak hayatımızda yer alıyor. Yani yaşamın vazgeçilmezidir “ayrılık.”

Çünkü her şey ayrılıkla başlar.

Şöyle ki; insan doğduğunda ilk ayrıldığı yer anne rahmidir. Hayatın ilk evrelerinin geçtiği, bir et parçası iken bir vücut hâline gelinen ve ardından ruh ile hayat verilen dönemlerin geçtiği dünyamız, ilk evimiz olan rahimden ayrılışla başlıyor ilk ayrılık hikâyemiz. Ve bir feryatla yeni evimize ilk adımımızı atıyoruz.

Ne kadar çok ağlarsan o kadar gelişir ya ciğerlerimiz; o hesap, ne kadar acı çekersen o kadar hayatta güçlü olursun. Ana rahminden küçücük bir beden olarak dünyadaki varlığına başlayan insanoğlu, annesine babasına bağlı olarak hayatın ilk dönemlerini yaşıyor.

Emekleme dönemlerinde ayrılık sinyalleri veren insan, ayaklandıktan sonra daha özgür; kendi başına gezen, ihtiyacı olan yemekleri yiyen ve kendi kararlarını alan bir konuma gelir. Ve yine bir ayrılık başlar. Tek başına hayatta kalma arzusu ile kendi hayatını kurmaya başlar.

Psikolojide kritik dönemlerden biri olarak bilinen ergenlik dönemi, isyanların başladığı ve ciddi boyutlara ulaştığı bir dönemdir. Kendine ait bir karar mekanizması kurmaya başlar ki krizlerle dolu bir dönemdir. Anne babayı beğenmeme, kendini çok sevme, aileden kopma isteği ilk bu dönemlerde başlar. Sonra tek başına kalma isteği ile devam eden bu süreç, genç yetişkinlik dönemi ile kendi yuvasını kurma arzusu ile aileden tamamen kopmak ister.

Hevesle kurulan yeni yuva ve yeni yaşam, hızla akan zaman… Burada herkesin kaderi farklıdır. Kimilerinin kaderinde boşanma vardır. Boşanmalar erken dönem ayrılıklardır. Genellikle sancılı geçen dönemlerdir. İnsanlarda ciddi hasarlar bırakabilir. Kimilerinde ise ömür sonuna kadar devam eden evlilikler vardır.

Fakat her ne kadar ömrünün sonuna kadar bir evlilik yaşasa da insan, evlilik içerisinde aklında kalan geçmiş ayrılıkları unutamayabilir. Nitekim insan binlerce yıldır aşk acısından, kavuşulamayan ayrılıklardan bahseder. Her ne kadar her şeyin dört dörtlük geçtiğini düşündüğümüz bir hayat yaşanmış olsa da en son ayrılık ölümdür. Hayatın noktalanması ile ağlayarak geldiğimiz bu dünyadan ayrılmaktır.

İnancımız gereği ahiret döneminde kabirlerinden çıkan insanlar, kabirden ayrılarak sonsuz hayatın başlangıcına doğru yürür. Yine bir ayrılık değil midir bu? Ama bütün ayrılıklar aslında ilk ayrılığa kavuşmak içindir.

Bu nedenle ayrılık insanın doğasında vardır. Her ne kadar “kopamam”, “ayrılamam” dese de insan, nihayetinde ayrılık acısını öyle ya da böyle çekecektir. Nefes almayla başlayan dünya, nefes almayla biter. Arasına sığdırdıklarımız ise ayrılık ile başlayıp ayrılık ile noktalanan yaşam döngüsüdür.

begendim
1
Begendim
bayildim
0
Bayildim
komik
0
Komik
begenmedim
0
Begenmedim
uzgunum
0
Uzgunum
sinirlendim
0
Sinirlendim

Yorum Gönder

Yorumlar