Birkaç gündür şehir gündemine gözucuyla bakıyorum. Kıyısından köşesinden anlamaya çalışıyorum, ne yapıyor ya da ne yapmak istiyor bu insanlar merak ediyorum Ölü senin değilse helvası tatlı gelir derler ya benimki o kıvamda bir analiz olacak sonraki satırlarda.
Öncelikle belirteyim kimseyle bir husumetim ya da kimsenin yerinde yurdunda gözüm yok,herkes kendi minderine otursun.
Bir siyasi partinin kulisleri gündemin can alıcı noktasını oluşturuyor,başkanı gidecek yerine şu gelecek minvaliden konuşulup duruyor. Gidecek denilenler çalıştım diyor,gidecek diyenler çalışmadı diyor falan filan. Buraya kadar incir çekirdeğinin bir kısmı doluyor bana göre,geri kalan kısmı hala boş.
Ayrıca görevi başında olan birisinin koltuğuna talip olmayı hoş karşılamadığımı da belirtmek isterim. Kavga yüzyüze,yumruk yumruğa olduğunda kavgadır,aksi kalleşlik olur kanaatindeyim.
Dijital çağda ya da uzay çağında geri kalmış bir şehrin gündemi için elbette çok büyük bir olay beklenilmez ancak birey odaklı düşünceden artık biraz sıyrılmak gerekmez mi,yirmiüçbin öğrencili üniversitesi olan bir şehir bu kadar dar bir fikri boyuta sıkışıp kalmamalı.
Benim için birilerini doldurup sosyal medyada aleyhte yazı yazdırıyor diyenler varmış,gülüyorum. Ben söylemek istediklerimi yazmaktan acizmiyim ki, başkalarının ardına sığınayım. Neyse geçelim..
Nacizane tavsiyem, meseleleri kişiselleştirmeden,sen ben kavgası yapmadan uzlaşı yoluyla çözmek een sağlıklısı olacaktır.
Bakın şehrimizin ihtiyaçları var ve bu ihtiyaçlar birilerinin başkan ya da yönetim kurullarında yer almasından daha mühimdir. Lise caddesinde sevdiğimiz kızlar için kavga ettiğimiz yıllar çok geride kaldı, büyüdük koca koca adamlar olduk ve yaşımızın gereği gibi düşünmek ve davranmak zorundayız. Derdiniz koltuk değil Yozgat olsun
Kalın sağlıcakla ..
Not:Delikanlılık çağları için kavga örneği verdim sadece yarın birisi çıkıp o kavga eden kimdi diye sormasın,kafasını yararım.
Yorumlar